Dostlarınızla Paylaşın
                            
             
   Ana Sayfa  İletişim  Forum
 
 Epilepsi ve Okula Başlama

Çok büyük bir adım
Okul, bir çocuğun dış dünyayla temasa geçtiği ilk önemli ortamdır. Çocuğun sınıfta edineceği deneyimler, onun sosyal ve psikolojik gelişimi üzerinde önemli etkiye sahiptir. Okul, çocuğun öğrenip büyüyebileceği olağanüstü bir ortam teşkil etmekle birlikte; çocukları epilepsili olan bir anne-babadaki mevcut anksiyeteyi de arttırabilir. Birçok anne-baba çocuklarındaki hastalığın, onun öğrenme, arkadaş edinme ve okuldaki oyunlara katılma yeteneğini etkileyip etkilemeyeceğini, böyle bir etki söz konusu olacaksa bunun derecesini bilmek ister. Yani genelde anne-baba, çocuklarındaki hastalığın okuldaki başarısını ne şekilde etkileyeceğini merak eder. Bu endişeleri anlayışla karşılamak mümkündür ama, çocuğun epilepsiyle ilgili yanlış anlaşılmalardan kaynaklandığı da unutulmamalıdır.

Anne-Babanın Endişeleri
Epilepsili çocukların zeka ve öğrenim düzeyleri genellikle, böyle bir hastalığı olmayan çocuklardakine eşittir. Gerçekten de epilepsili birçok çocuk okul hayatında basan göstermekte ve olağanüstü başarılı bir öğrenci olmaktadır. Epilepsinin öğrenimi aksatması için hemen hiçbir neden yoktur. Aynı şey, çocuğun arkadaş edinmesi konusunda da geçerlidir. Eğer epilepsili çocuğa hastalığının hiç de utanılacak bir şey olmadığı fikri aşılanacak olursa çocuk yeni insanlarla karşılaşmaktan, oyunlara katılmaktan ve arkadaş edinmekten çekinmez. Epilepsili bir çocuğun okul yılları, sağlığı yerinde bir çocukta olduğu gibi son derece mutlu ve başarılı geçebilir.

Çocuğunuza Yardımcı Olmak İçin Neler Yapabilirsiniz?
Anne-baba olarak, çocuğunuz okula başlamadan önce onun gelecekteki öğretmenleriyle ve okul idarecileriyle konuşarak ona, kendisine yardımcı olacak, onu kabullenecek bir sınıf ortamı hazırlayabilirsiniz. Öğretmenlerle hastalığı ve onun bundan nasıl etkilendiği konusunda konuşup kendilerine ne kadar fazla bilgi verirseniz, öğretmenin de çocuğunuzun ihtiyaçlarına göre kendini o kadar iyi bir şekilde ayarlamasına olanak vermiş olursunuz. Bazı anne-babalar çocuklarının hastalığını, özellikle nöbetler iyi bir şekilde kontrol altında tutulduğu taktirde öğretmenlerden ve okul idaresinden gizleme eğilimi taşırlar. Ancak hemen bütün hekimler, bunun yanlış olduğu görüşündedir. Böyle bir tutum yalnızca öğretmenin bir nöbet karşısında ne yapacağını bilemez durumda kalmasına neden olmaz, ayrıca çocuğunuz sizin hastalığını başkalarından sakladığınız için utanılacak bir şey olduğu izlenimine de kapılır.

Öğretmenle ve Okul İdaresiyle Neler Konuşmanız Gerekir?
Çocuğunuzun öğretmeniyle ve okul idaresiyle neler konuşmanız gerektiği konusunda sizlere yardımcı olabilmek amacıyla, şu birkaç noktanın üzerinde önemle durulması gerektiğine inanıyoruz.

İlk yapmanız gereken şeylerden biri öğretmene, çocuğunuzdaki epilepsinin ne çeşit olduğu hakkında bilgi vermektir. Bildiğiniz gibi, çeşitli epilepsi tipleri vardır ve bunların her biri, çocuğunuzda başka başka etkiler yaratır. Bu nedenle öğretmenin, çocuğunuzda göreceği nöbet tipi hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Böylece onun, gerektiğinde çocuğunuza yardım etmesini ve çocuğunuzun durumunu daha iyi anlamasını sağlarsınız.

Farklı nöbet şekilleri ve bunların çocuğunuzu nasıl etkileyeceği konusundaki bilgilerimizi şöyle bir tazeliyelim:
Kısmi nöbetler çocuğun dikkatsiz, dalgın, hatta öfkeli olmasına yol açabilir. Bu çeşit nöbetler yanlışlıkla duygusal bir bozukluk ya da mental bir sorun zannedilebilir. Generalize nöbetler: Bazen grand mal epilepsi olarak da adlandırılan bu nöbetler çocuğun bilincini kaybetmesine ve çırpınmalar göstermesine yol açabilir. Zaten epilepsi denildiğinde insanların aklına gelen nöbet çeşidi de, budur.

Absans nöbetleri
çocuğun sadece hayal kurar gibi dalıp   gitmesine   neden   olabilir ve kendini başkaca hiçbir şekilde hissettirmeyebilir.

Birçok anne-baba, öğretmenle görüşürken yanlarında epilepsiyle ilgili yayınların, kitapların bulunmasından fayda gördüklerini söylemektedir. Öğretmenin yanı sıra çocuğunuzun sınıf arkadaşlarına da hastalığı onların anlayabileceği şekilde anlatmanız, nöbet sırasında onların paniğe kapılmalarını önler. Ancak öğretmenin, çocuğunuza (nöbet anları dışında) başkalarından ayrı muamele göstermemesi de önemle gereklidir.

Öğretmene çocuğunuzun, hastalığını kontrol altında tutabilmek için ilaç kullanmakta olduğunu bildirin ve kendisine bu ilaçların, epilepsi nöbetlerini tamamen ya da çok büyük bir oranda ortadan kaldırdığını anlatın. Ayrıca da çocuğunuzun büyüdükçe, zaman zaman ilacın dozunda ayarlamalar yapması gerektiğini söyleyin. Eğer öğretmen çocuğunuzda herhangi bir değişiklik sezerse sizi uyarabilir ve siz de çocuğunuzun doktoruyla temasa geçerek gerekli doz ayarlamalarının yapılmasını sağlarsınız.

Ayrıca çocuğunuzun ilaç karşısındaki reaksiyonlarını da öğretmene anlatmanız gerekir. Örneğin kullandığı ilaç çocukta dalgınlığa neden oluyorsa, öğretmen bunu mutlaka bilmelidir. Kendisine bu gibi yan etkilerin genellikle geçici olduğunu ve okul faaliyetlerinde küçük değişiklikler yapılmasını gerektirebileceğini anlatın. Örneğin çocuğunuzun kendisine verilen ödevi bitirmesi, diğer çocuklardakinden biraz daha uzun sürebilir.

Eğer ilacın okul saatlerinde alınması gerekiyorsa, bunu okuldaki doktor, hemşire veya sağlık görevlisiyle işbirliği yaparak düzenlemeniz gerekir. Çocukların okul saatlerinde kendi başlarına ilaç almalarına, genellikle izin verilmemektedir.

Çocuğunuzun ders saatleri dışında katılabileceği oyunları, faaliyetleri öğretmeniyle konuşun. Nöbetleri iyi bir şekilde kontrol altında olan çocukların, bazı önlemler alındığı takdirde herhangi bir oyuna veya faaliyete katılmamaları için genelde hiçbir neden yoktur. Çocuğun bu gibi faaliyetlere katılmasının engellenmesi hem o sırada, hem de daha sonraları kendisini belli edecek duygusal sorunlara yol açabilir. Öğretmene veya bu çeşit faaliyetleri denetleyen kimseye çocuğunuzun bunlara katılmasından doğacak faydaların, ortaya çıkabilecek zararlardan veya tehlikelerden daha fazla olduğunu önemle hatırlatın. Tehlike, herkesin hayatında vardır ve bu tehlike, epilepsi hastasında birazcık daha fazla olabilir. Ancak çocuğun akranlarıyla iletişim kurup arkadaşlık etmesiyle sağlanacak faydalar, bu tehlikenin göze alınmasını sağlayacak kadar fazladır.

Bir nöbetle karşılaştığı takdirde nasıl hareket etmesi gerektiğini öğrenebilmesi için öğretmene yardımcı olun. Bu gibi durumlarda yapılacakları, alınacak basit önlemleri içeren bir listeyi yanınızda bulundurun ve öğretmene verin.

Nöbet sırasında yapılması gerekenlerle ilgili olarak yanınızda bulunduracağınız ve öğretmenle birlikte gözden geçireceğiniz listeye küçük bir örnek verelim:

Sükunetinizi muhafaza edin, yardım çağırmak için uzaklaşmayın; yardım gerekiyorsa bunu, hastanın yanından ayrılmadan -örneğin bağırarak yapın.

Çocuğun başını iyi şekilde kollamak kaydıyla hareketlerini kısıtlamayın.

Çocuğu yere yatırarak kendisine zarar vermesini önleyin; herhangi bir tarafını çarpabileceği sert, sivri köşeli mobilyaları ve cisimleri çevreden uzaklaştırın. Başının altına yumuşak bir şey yerleştirin.

Çocuğu yuvarlayarak yan yatar pozisyona getirin, başının hafifçe aşağıya doğru sarkmasını sağlayarak ağzındaki tükürüklerin dışarı boşalmasına imkân tanıyın. Onun daha rahat soluk alıp vermesine yardım edin.

Çocuğun giysilerini gevşetin, gözlük takıyorsa çıkarın; ağzına herhangi bir şey sokmaya çalışmayın

Nöbet devam ederken ilaç vermeye kalkışmayın, nöbeti durdurmaya uğraşmayın.

Nöbetten sonra çocuğun huzursuz ve yorgun olabileceğini unutmayın ve onu rahatlatmaya, mevcut endişelerini gidermeye çalışın.

Bir nöbet sırasında size ve/veya çocuğunuzun doktoruna ulaşmasını sağlayan bir telefon numarasını öğretmene vermeyi sakın ihmal etmeyin

Nöbet sırasındaki davranış ve tutumun, bütün çocukların ve hastanın aynı konudaki tutumlarını etkileyeceğini öğretmene önemle belirtin. Epilepsili bir çocuğun sınıfından her türlü desteği görmesi gerekir. Bu nedenle öğretmenin nöbet karşısında sükunetini koruması ve çevredekileri yatıştırmaya çalışması, son derece önemlidir.

Eğer öğretmenin bir nöbet karşısında kendisine güvenemediğini hissederseniz ona, çocuğunuzun doktorunun telefon numarasını bırakın. Ayrıca okuldaki hemşire veya sağlık görevlisi de, öğretmenin sıkıntısını hafifletecektir. Öğretmene ne kadar fazla bilgi verirseniz onun ve çevredekilerin endişelerini de o ölçüde gidermiş olursunuz.

Son Söz:
Çocuğunuzu bunaltmayınız Eğer epilepsili çocuğunuz okulda çeşitli baskılar altında kalması ya da hastalığın zeka fonksiyonlarını olumsuz yönde etkilemiş olması nedeniyle bunalacak olursa içine kapanıp kendine olan güvenini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Bu ise çocuğunuzun okulda ve daha sonra da hayatta başarı kazanmasına en büyük engeldir. Çocuğunuzun yetenekleri hakkında iyimser-ancak yine de gerçekçi- bir beklenti içerisinde olmanız, hem siz hem de çocuğunuz açısından gereklidir.

Olumlu yönler üzerinde durun. Çocuğunuzun yeteneklerini, güçlü olduğu noktaları araştırın ve kendisinin bunları keşfedip geliştirmesinde yardımcı olun. Çocuğunuzun becerilerini her zaman takdir edin. Olumlu yönler üzerinde durduğunuz takdirde çocuğunuz epilepsinin, hayatının en önemli değil de yalnızca küçük bir bölümü olduğunu farkedecek ve anlayacaktır.

Çocuğunuzun sosyal ve psikolojik gelişmesi açısından anlayışlı, durumu bilen ve kabullenen bir öğretmene sahip olması, hayati önem taşır. Ancak çocuğunuza okulda ve daha sonra da hayatta başarı kazandıracak, bu bakımlardan ona yardım edecek faktörlerin sevginiz ve desteğiniz olduğunu da, hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın.

Copyright © Epilepsi ve Toplum Derneği