|
Bu yazıyı umutsuzluk ve çaresizlik içinde bana yazılar
gönderen dostlarıma cevaben yazıyorum.
Önce, umudunuzu kaybetmeyin! Ben tam umudumu
kaybetmişken nöbetlerden kurtuldum. Ama aslında
durumun umut yada umutsuzlukla pek alakası yoktu.
Umudumu kaybettiğimde isyankar bir şekilde umursamaz
olmaya başlamıştım. "Aman! Nöbetler gelirse gelsin
artık gelecek mi, gelmeyecek mi düşünceleriyle,
korkusuyla yaşamaktan bıktım." diyerek yaşamıma yeni
bir yön verme kararı aldıktan sonra her şey değişti.
Fakat tabi bu bir den olmadı umursamaz olsam da
nöbetler gelmeye devam etti ama artık nöbetlerin
ardından yaşadığım o üzüntü ve çaresizlik artık
benim için yoktu onun yerini hırs ve adrenalin
almıştı. Bu enerjiyi anlatmam, sanırım kişi yaşadığı
zaman tam olarak anlayabiliyor.
Aslında bunu şöyle bir örnekle anlatmak biraz da
olsa mümkün sanırım. Fakat sizlerden ricam bu
satırları okurken aynı zamanda yüreğinizde
hissetmeniz. Şimdi, birinin size devamlı yumruk
attığını ve her yumrukta yere düşüp ardından tekrar
korkuyla ve çaresizlikle ayağa kalktığınızı ve bunun
defalarca tekrarlandığını düşünün. Ardından bir süre
sonra atık bu yumrukların, düşüp, kalkmanın,
korkunun, çaresizliğin hiç bitmeyeceğini düşünerek
daha da çaresiz kaldığınızı, umutsuzluktan
çıldıracak raddeye geldiğinizi düşünün. Bunu tekrar,
tekrar düşünün.!
Bunları yaşayan biri olarak size şunu söyleye
bilirim tam dibe vurduğunuz bu çaresizlik anlarında
ortaya iki duygu çıkabiliyor.
--Öfke
--Hiçlik
Hiçlik duygusuna kendilerini katptıranlar o hiçlik
içinde, korku ve çaresizlikle boğulup gidiyorlar.
Bunu da örnekleriyle defalarca gördüm.
Öfkenin açığa çıktığı insanlarda isyankarlık baş
gösteriyor ve zaman içinde bir adrenalin patlaması
yaşıyorlar. Bunun ardından yumruk geldiğinde, yere
düştükten sonra artık kalkarken korku ve çaresizlik
kalmıyor, onun yerini “hadi bir daha vur, vur
bakalım artık senden korkmuyorum” diyebilen bir
irade ortaya çıkıyor. Bu öyle bir irade ki o günleri
yaşayan biri olarak bu satırları yazarken dahi
tüylerim diken, diken oluyor.
İşte, sevgili dostlar o iradenin ortaya çıkabildiği
insanlar epilepsi, mepilepsi takmadan yaşamayı, dolu
dolu yaşamayı başarabiliyorlar ve hatta epilepsiden
kurtula biliyorlar.
**Fakat bu husustaki püf noktası kişinin mutlaka,
ama mutlaka bir ideale sahip olması gerektiğidir.
İdeali olmayan kişiler o öfkeye mağlup olabilir ve
dengelerini kaybederek saldırgan tavır içine
girebilirler. Durum böyle olduğunda da işler tersine
döner ve kişide artarak devam eden epilepsi
nöbetleri ve günden güne daha da bozulan bir
psikolojik tablo ortaya çıkabilir.
Benim idealim toplum adına bir şeyler yapmaktı ve
ben de buna paralel çalışmalar yürütmeye başladım.
Bu çalışmalarla topluma bir şeyler verdiğinizi
gördüğünüzde öz güveninin günden güne artmakta ve
tırtılın kelebek olması misali, öfke azme
dönüşmektedir. Bu süreci yaşmış biri olarak siz
dostlarıma tavsiyem sadır ve sebat göstererek
bu tür çalışmalara katılmanızdır.
Yüreğinizde bir şeyleri kımıldatabildiysem ne mutlu
bana.
Sağlık ve huzurla kalın.
Alparslan VARER
|